HAFTANIN DEDİKODUSU

 

Geçen hafta en çok konuşulan olay...

Geçen hafta en çok Yeşim Salkım konuşuldu. Yeniden evlendi ya... Salkım üçüncü kez nikah masasına oturuyor. Yine kendinden genç bir erkek buldu. Üstelik zengin ve yakışıklı... Bir önceki eşi Hakan Uzan da gençti. Ama biraz şişmandı. Hoş Yeşim Hanım Hakan Uzan'ın parasıyla hiç ilgilenmemiş, sadece kalbini sevmiş. Öyle diyordu...

Neyse biz konumuza dönelim. Ne demiştik... Haa evet... Yeşim'in yeni kocası da genç ve yakışıklı ve de zengin... Damat turizmci. Baba mesleği turizm... Paris'te büroları var. Türkiye-Fransa arasında gidip geliyor.

Yeşim ile nerede tanıştı bilinmiyor. Yıldırım aşkı olduğu kesin... Çünkü daha üç ay önce bir iş adamımın sübyan oğlu ile büyük aşk yaşıyordu. Babası oğlunu nasıl kurtaracağım derken Yeşim başkası ile evleniyor!

Yeşim Sakım bu evliliği hakkında kimseyle konuşmak istemiyor. 'Ben şarkıcılığı bıraktım. Artık iş adamı ile evliyim. Özel yaşamım kimseyi ilgilendirmez. Benden bahsetmeyin, beni yazmayın, aramayın...' diyor. Bu arada eski gazeteci arkadaşlarının da kalbini kırıyor. Harç bitti yapı paydos örneği gibi...

Bu delikanlı ile evlenirken başına gelenler hoş değil tabii ki. Medyanın bunları halka bildirmesi Yeşim'i sinirlendirmiş olacak. Düşünsenize lüks bir lokantada evleniyorsunuz, bir anda kayınvalideniz içeri giriyor ve O......diye bağırmaya başlıyor. Bununla da yetinmiyor, kırmızı şarapları gelinliğinize fırlatıyor. Yeşim bunları yaşadı. Tek kelime de edemedi kayınvalidesine. Allahtan o dakika nikah kıyılmıştı. Gazeteciler bunu yazınca Yeşim de gazeteci düşmanı oldu.

Peki Yeşim'in böyle el üstünde, aranılan ve istenilen kadın olmasının nedeni ne? Söylemeye dilimiz varmıyor. Utanıyoruz... Sadece şu kadarını iletelim: Yeşim tam kadınmış. Yani şeyde iyi imiş. Bir kere birlikte çarşıya giden onu bırakamazmış. Ağbilerimiz öyle söylüyor...

 

Türban tüm dünyada moda olursa ne yapacağız?

İsviçre'nin ünlü Davos kayak merkezinde şu günlerde çok şey konuşuluyor. Aslında ülke temsilcileri ekonomiyi konuşmak için toplanmıştı. Ama gazetelerde gördüğüm haberlere göre, politika ve moda gündemi zorluyor.

Irak savaş olasılığının bir numara olması normal. Binlerce ABD askeri Irak'a yol alırken, hemen yanlarında olan ABD Dışişleri Bakanı Collin Powell'a tabii ki savaşı soracaklar, konuşacaklar.

Peki türban modasına ne oluyor? Davos'u izleyen muhabir arkadaşlar sanırım en çok, içinde türban kelimesi olan haberleri geçtiler.

Ülkemizde dün ve bugün... Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ile Başbakan Gül'ün eşi Hayrünisa Gül'ün türbanının daha çok konuşulduğuna eminim. Ne Kıbrıs, ne Irak ne ekonomi sorunları... Varsa yoksa Emine ile Hayrünisa Hanım...

İster istemez aklıma rahmetli Turgut Özal'ın Davos günlerindeki Semra Özal geldi. O zaman da öyle idi.

Halk ne yapsın, konuşacak tabii ki.

Davos'daki Türk Gecesi'nde podyuma çıkan mankenler güme gitti. Ne modacı Vural Gökçaylı, ne de manken kızlarımızı gazetelerde göremedik. Oysa böyle işlerde 'popülarite kaymağını' onlar yerdi. Şimdi isimleri Emine Hanım ile Hayrünisa Hanım'ın yanında çok sönük kaldı. Sadece Dünya Güzeli kızımız biraz hatırlandı.

Bu yıl kürk modası var. İster misiniz türban, tüm dünyada en moda aksesuar olsun. 'Türbanlı kürk'... Bakın ismi bile hoş...

Ünlü modacılarımız, Emine Erdoğan'ın kolları kürklü mantosuna türbanın çok yakıştığını söylediler.

Bütün dünya kadınları, yaz veya kış bir şekilde türban takmaya başlarsa... Eee biz ne yapacağız? Kamusal alanı yeniden mi gözden geçireceğiz.

 

Havuç'tan bir ay sonra başka Furkan yakalandı...

Rastlantı mı yoksa ciddi bir sosyal olay mı?

Şu sıralar TV lerin reyting rekortmeni olan 'Çocuklar Duymasın' dizisini bir numaralı kahramanı Havuç, senaryo gereği sınavında kopya çekmeyi düşünüyor. Babası 'Taş Fırın Erkeği' babası Haluk'da Havuç'u destekliyor. Kopya nasıl hazırlanacağını uzun uzun anlattı. 'Sakın yapma' hiç demiyor.

Ancak Havuç, sınav sırasında yakalanıyor ve o akşam öğretmeni tarafından eve getiriliyor. Anasına ve babasına şikayet ediliyor. Senaryo bu ya... Annesi Meltem Hanım 'Oğlum çok çalıştı, onu burada da bir sınavdan geçirin' diye ricada bulunuyor. Eve kadar öğrenci servisi yapan öğretmen de, sorular sormaya başıyor. Havuç hepsine doğru yanıt vererek çalıştığını ispat ediyor. Meğerse kopya hazırlarken her şeyi öğrenmiş.

'Çocuklar Duymasın'ın bu bölümü en az iki kez ekrana geldi. Mutlaka hatırlarsınız.

Şimdi sıkı durun. Aradan bir ay geçmeden Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'nun oğlu sınavda kopya çekerken yakalandı. Okul yönetimi durumu Bakan'a bildirdi. Furkan Mumcu, 'Bakan emri' ile yani babası tarafından sıfır ile cezalandırldı. İlkokullarda disiplin cezası yok ya...

İçinde çocukların olduğu TV dizilerinin, ne kadar önemli olduğuna, en güzel örnek işte bu olaydır. Dizinin yazarı program danışmanı olduğunu söylüyor ama olay ortada. Senaryonun daha bilge kişiler tarafından okunması ve her hareketin iyice düşünülmesi gerekiyor. Bu basit olayda iki Furkan, Furkan Kızılay (Havuç) ile Furkan Mumcu TV yapımcılarına çok önemli mesaj gönderdi.

 

Kıraç ile Funda, Almanya'ya 'mektup'u hatırlattı...

Rock müziğin son yıllardaki en sevilen sesi Kıraç ile pop müziğin bana göre en güzel ve de kaliteli sesi Funda Arar, geçen hafta Almanya'nın Köln kentinde binlerce kişiye konser verdiler. Yanlarında her türlü masraflarını karşıladıkları ve ceplerine de harçlık koydukları Tele-Vole muhabirleri götürmedikleri için, konseri henüz ekranlarda göremedim.

Oysa basit bir müzik olayı olup magazin servislerinin işi değildi. Milyonlarca Türk ve Alman'ı ilgilendiren, nostalji denilen duygu bir haberdi.

Konserin fikir babası, uzun yıllar Almanya'da yaşamış halen TMC adındaki müzik ve sinema yapımevinin ortaklarından Mustafa Karahan... Yani Kıraç ile Funda Arar'ın patronu. Şu sıralar 'Zerda' adındaki dizileri reyting rekoru kırıyor.

Olayın özü, adına 'posta' denilen haberleşme aracının yaşatılması idi. Yani 'Dedelerimizden kalma mektup, telgraf, kart gibi araçlar var. Bunları unutmayalım. Kullanarak çocuklarımıza da sevdirelim.'

Alman Posta İdaresi, Mustafa Karahan'ın bu projesini çok sevmiş ki konsere sponsor oldu.

Kıraç ve Funda, Almanya'daki gurbetçi kardeşlerimize devamlı mesaj veriyor. 'Elektronik mektup tamam da, dedelerimizden kalma mektubu sakın unutma. Mektup çok ayrı bir kültürdür. Zarfını kapatmak bile ayrı bir zevktir' şeklindeki bu mesajlar gurbetçilerimin çok ilgisini çekmiş. Son Şeker Bayramı'nda ve yılbaşında Türkiye'ye tebrik kartı gönderenler artmış. Almanya'daki bu kampanya Mayıs'a kadar devam edecek.

Darısı bizim başımıza... İnşalah benzerini PTT'de yapar.

E-mail çıktığından beri kalem tutmasını unuttuk.

 










<< Ana Sayfa    
 
english . türkçe

Copyright International Whisky Co. 1999-2009
by Performans